Müstehcenlik Suçu Yargıtay Kararları (2026 Güncel)
Müstehcenlik Suçu Yargıtay Kararları
Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu, tek bir fiili değil; üretimden depolamaya, sergilemeden bulundurmaya kadar düzenlenen geniş bir suç silsilesini kapsamaktadır. Bu makalede, her bir fıkrayı kanun metni sırasına göre, doktrin ve Yargıtay kararları ışığında analiz edeceğiz.

- Fıkra: Müstehcenlik Suçunun Temel Şekli ve Çocukların Korunması
TCK 226/1 maddesi, müstehcen ürünlerin özellikle çocuklara ulaşmasını engellemeyi ve toplumun genel adabını korumayı amaçlar. Bu fıkra altı bent halinde seçimlik hareketleri düzenler:
- a) Çocuklara Yönelik Eylemler: Bir çocuğa müstehcen içerik vermek, göstermek, okumak veya dinletmek. Burada çocuğun rızasının olup olmaması suçun oluşumunu etkilemez.
- b) Alenen Sergileme: İçeriklerin çocukların girebileceği yerlerde veya herkesin görebileceği şekilde (alenen) gösterilmesi, okunması veya söylenmesi.
- c) Vakıf Olunacak Şekilde Arz: Ürünün içeriği anlaşılabilecek şekilde satışa veya kiraya sunulması.
- d) Satış Yerleri Dışında Arz: Müstehcen ürünlerin, bunlara mahsus özel alışveriş yerleri (adult shoplar) dışında satılması veya kiralanması.
- e) Promosyon Olarak Dağıtım: Başka bir mal veya hizmetin yanında bedelsiz verilmesi.
- f) Reklam Yapma: Bu ürünlerin reklamının yapılması.
Cezası: 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adlî para cezası. Mahkeme takdirindedir.
2. Fıkra: Basın ve Yayın Yoluyla Müstehcenlik
Teknolojinin gelişmesiyle en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya buna aracılık eden kişiler bu fıkra uyarınca cezalandırılır.
- Öğreti Görüşü: İnternet siteleri, sosyal medya mecraları (Instagram, X, Telegram) ve kitle iletişim araçları bu kapsamdadır. Paylaşımın “herkese açık” olması veya çok sayıda kişiye ulaştırılması suçun bu fıkradan cezalandırılmasına neden olur.
Cezası: 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. Mahkeme takdirindedir.
3. Fıkra: Çocuk Müstehcenliği (Üretim, Ticaret, Depolama ve Bulundurma)
Hukuk sistemimizin en ağır yaptırımları öngördüğü, “mutlak yasak” içeren fıkradır. Burada sadece gerçek çocuklar değil, “temsili çocuk görüntüleri” (anime, çizim, AI üretimi) de suç kapsamındadır.
- Üretim: Çocukları bu tür içeriklerde kullananlar için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülür.
- Ticaret ve Lojistik: Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satan, nakleden, ihraç edenler cezalandırılır.
- Depolama ve Bulundurma: Bu materyalleri dijital ortamlarda (bulut, hard disk, telefon) saklayan veya sadece bulunduran kişiler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası alır.

4. Fıkra: Şiddet, Hayvanlar, Ölüler ve Doğal Olmayan Cinsel Davranışlar
Toplumun genel ahlak yapısını derinden sarsan ve “sapkınlık” olarak nitelendirilen eylemleri içeren materyaller hakkındaki mutlak yasağı düzenler.
- Kapsam: Şiddet içeren, hayvanlarla yapılan, ölü insan bedeni üzerindeki veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünler.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu Analizi: Yargıtay, “doğal olmayan yol” kavramını dar yorumlamaktadır. Anal, oral veya eşcinsel ilişkileri bu kapsamda görmezken; ürofili, koprofili veya ensest gibi insan onurunu aşağılayan eylemleri bu fıkra kapsamında değerlendirmektedir.
- Eylemler: Bu ürünleri üreten, depolayan veya bulunduran kişiler cezalandırılır.
Cezası: 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. Mahkeme takdirindedir.

5. Fıkra: Ağırlaştırılmış Müstehcenlik (Nitelikli Hal)
Üçüncü (çocuk) ve dördüncü (şiddet/hayvan/doğal olmayan yol) fıkralardaki ürünlerin;
- Basın ve yayın yolu ile yayınlanması,
- Yayınlanmasına aracılık edilmesi,
- Çocukların bunlara erişiminin (görmesinin, duymasının) sağlanması durumunda ceza artırılır.
Cezası: 6 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. Mahkeme takdirindedir.
6. Fıkra: Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri
Bu suçların bir şirket, dernek veya vakıf gibi tüzel kişilerin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, bu kuruluşlar hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine (örneğin faaliyet izninin iptali) hükmolunur.
7. Fıkra: Bilim, Sanat ve Edebiyat İstisnası
Kanun koyucu, ifade ve sanat özgürlüğünü korumak adına bir istisna getirmiştir:
- Bilimsel Eserler: Tıp, sosyoloji veya psikoloji gibi alanlarda hazırlanan bilimsel eserler müstehcenlik suçu oluşturmaz.
- Sanat ve Edebiyat: Sanatsal ve edebi değeri olan eserler, çocuklara ulaşması engellenmek kaydıyla bu suçtan muaftır.
- KRİTİK İSTİSNA: Üçüncü fıkra (çocuk müstehcenliği) hiçbir şekilde bu istisnadan yararlanamaz. Yani çocukların kullanıldığı bir materyal “sanat” veya “bilim” savunmasıyla meşrulaştırılamaz.

Yargıtay Kararları Işığında Somut Uygulamalar
Aşağıdaki bölüm, müstehcenlik suçunda yargılamanın seyrini değiştiren, emsal niteliğindeki güncel Yargıtay kararlarından alıntılar içermektedir. Bu kararlar, suçun manevi unsuru, materyalin niteliği ve dijital delillerin değerlendirilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
İnternet kafe işletmecilerinin, çocukların müstehcen içeriğe erişimini engelleyecek teknik tedbirleri (filtreleme) almaması, suçun oluşumu açısından denetlenmelidir. TCK 226/1-b maddesinde düzenlenen, müstehcen içeriklerin çocukların girebileceği yerlerde sergilenmesi veya erişilebilir kılınması yasağına dayanmaktadır:
Müstehcenlik Suçu Yargıtay Kararları
T.C. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2011/9143 Eass, 2012/8328 Karar Sayılı 12.09.2012 Tarihli İlamı;
“Çocukların girebileceği yerlerde müstehcen içerikli yayınlar bulundurmak suçundan sanık H. D.’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Felahiye Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 19.11.2008 gün ve 2007/23 Esas, 2008/42 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcıları tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi; Sanığın işlettiği, internet kafede bulunan 13 bilgisayardan 12 tanesinde filtreleme programının bulunmaması ve bu bilgisayarlardan pornografik sitelere giriş yapıldığının 13.11.2006 tarihli tutanak içeriğinde anlaşılması karşısında;
Söz konusu internet kafeye çocuk yaştaki kişilerin girip girmediği, hususunda zabıt mümzileri dinlenerek bilgisayarda internette oynayan çocuk bulunup bulunmadığı, ayrıca girilen pornografik sitelerin içeriği, (çocukların kullanıp kullanmadığı, doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar ve ölü insan ya da hayvanlarla yahut şiddet kullanarak cinsel davranışlarda bulunup bulunmadığı) hususunda uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak sonucuna göre mahkemenin görev durumu da değerlendirerek sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken, söz konusu işyerini işleten sanığın soyut ve dosya kapsamına uygun düşmeyen savunmasına itibar edilerek eksik soruşturma sonucunda beraat kararı verilmesi… BOZMAYI gerektirmiştir.”
Her türlü cinsel içerik “doğal olmayan yol” kapsamına girmez. Anal, oral veya eşcinsel görüntüler mutlak yasaklı (226/4) değil, genel müstehcenlik (226/1) kapsamında değerlendirilebilir.TCK 226/4 maddesindeki “doğal olmayan yol” ibaresinin, bireylerin özel hayatına müdahale edilmeksizin sadece ağır parafilik (sapkınlık) durumlarıyla sınırlı tutulması gerektiği ilkesine dayanır:
T. C. Yargıtay . Ceza Genel Kurulu 2018/14-461esas, 2020/323 Karar Sayılı, 25.06.2020 Tarihli İlamı;
“Anayasa Mahkemesi’nin 18.04.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 118-35 Karar sayılı kararında; “doğal olmayan yol” ibaresi, Yasa maddesindeki düzenleme bir bütün olarak değerlendirilip korunmak istenen hukuki yarar da göz önüne alındığında, söz konusu davranışların şiddet kullanarak, hayvanlarla veya ölü insan bedeni üzerindeki cinsel davranışlar gibi tüm demokratik toplum düzenlerinde doğal olarak kabul edilmesi mümkün olmayan, demokratik bir toplumun ahlaki yapısı üzerinde olumsuz etkisi bulunan, hatta bizatihi kendisinin suç olarak kabul edildiği düzeye ulaşmış cinsel davranışları ifade etmekte olup öğretideki görüşler ve yargı kararları ile belirlenip anlam ve içerik kazanacağı belirtilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/06/2020 tarihli, 2018/18-461 esas ve 2020/323 sayılı kararında da belirtildiği üzere; cinselliğin hangi hâlinin doğal veya normal olduğu, zamana ve topluma hatta her toplum içerisindeki gruplara veya bireylere göre değişiklik gösterebilir. Bu bakımdan yalnızca bir erkek ile kadının vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmelerinin doğal olduğunu söylemek bilimsel bir karşılık bulmayacağı gibi, bireylerin cinsel yaşamlarına ve eğilimlerine gereğinden fazla müdahaleyi de beraberinde getirecektir.
Doğal olmayan yollardan gerçekleştirilen cinsel davranışların tayininde; değişik anlayışları aşağılayıp yok etme eğilimiyle, farklılıklara karşı katı bir hoşgörüsüzlükle veya aşırıya kaçan görüşlerle hareket edilmemeli, buna mukabil insan fıtratını zedeleyecek nitelikte aşağılayıcı boyutlara ulaşan eylemlere de müsamaha gösterilmeyerek genel adabın korunmasına çalışılmalıdır. Zira bireylerin davranışlarına, genel ahlaki değerlere zarar vereceği yönünde oluşan kaygıların ötesinde toplum açısından gerçek ve ciddi sakıncalar doğmadıkça karışılmaması esastır.
Kaldı ki bir davranışın ahlaki ve psikolojik yönlerden sorgulanabilirliği onun suç olmasını gerektirmez. Öyleyse anal veya oral yollardan, eşcinsel ya da toplu hallerde gerçekleştirilen yahut cinsel haz alma duygusunu tatmine yönelik olarak üretilmiş çeşitli objelerle gerçekleştirilen cinsel ilişki veya davranışların sırf toplumun bir kısmı bakımından rahatsız edici olarak görülmesi nedeniyle bireylerin cinsel yaşam ve eğilimleri içerisinde yer almadığı ve dolayısıyla doğal olmadığı söylenemeyecektir.
Ancak örneğin, ürofili, koprofili veya ensest gibi aşağılayıcı, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer alması veya kimse tarafından onaylanması mümkün olmayan, ensest örneği özelinde insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan parafilik eylemlerin doğal olmayan yollardan yapılan cinsel davranışlar olduğu kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalar ışığında; TCK’nın 226. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Doğal olmayan yoldan yapılan” kavramının, insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemleri kapsaması ve sanıktan ele geçirilen suça konu ürünlerdeki görüntülerinin bu nitelikte olmaması karşısında, incelemeye konu müstehcen ürünlerin niteliği ile sanığın bu ürünleri satışına mahsus alış veriş yerleri dışında satmak veya satışa arz etmek amacıyla bulundurması nedeniyle eyleminin, TCK’nın 226/1-(d) bendi kapsamında kaldığı gözetilmeden, aynı Kanunun 226/4. maddesinden hüküm kurulması, … BOZMAYI gerektirmiştir.”
“WhatsApp veya internet tarayıcısı üzerinden kullanıcının iradesi dışında (cache/önbellek) otomatik olarak inen görüntüler, depolama suçunu oluşturmaz. Suçun oluşması ceza hukukunun temel prensibi olan “Kastın Varlığı” şartına dayanır. İrade dışı gerçekleşen dijital birikimler suçun manevi unsurunu eksik bırakır:
T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1096 Esas, 2023/5504 Karar Sayılı 11.12.2023 Tarihli İlamı;
“Bir bilişim sisteminde depolamanın söz konusu olabilmesi için verilerin ileride yeniden kullanabilme amacıyla biriktirilmesi, tasnif edilmesive sanal ürünün niteliğine göre yeteri kadar bulundurulması gereklidir. Gelişen teknoloji ve sağladığı hizmetler karşısında depolama veya bulundurma işlemi, bilgisayar, telefon, kamera gibi araçların hafızasını oluşturan donanımlar, USB bellekler, CD-DVD, harici disk gibi eşyalar ile bulut (cloud) sistemlerinde gerçekleştirilebilir. Müstehcenlik suçunda ürünlerin depolanması veya bulundurulmasının söz konusu olabilmesi açısından, tek bir müstehcen ürünün tespiti bile yeterli olacaktır.
Ancak kanunilik ilkesi gereği, depolama veya bulundurma eylem ve amacı olmaksızın, salt görüntülere bakmak, seyretmek veya dinlemek suretiyle bu suçlar işlenemez. Dolayısıyla bilgisayarların işletim sistemleri ile internet tarayıcılarının özellikleri gereği müstehcen verilerin bir internet sitesinin ziyaret edilmesi sırasında otomatik olarak ilgili sistem dosyasına geçici bir şekilde kaydedilmiş olması halinde iradi olmayan bu işlem nedeniyle kural olarak suçun manevi unsuru olan depolama veya bulundurma kastının varlığı söz konusu değildir.
Fakat kullanıcı tarafından gizlenmek maksadıyla müstehcen verilerin bilerek sistem dosyaları arasına geçici internet dosyaları (temporary internet files) atıldığının veya internet sitelerini ziyareti sırasında görüntülerin otomatik olarak bu dosyalarda biriktiği bilincinde olan failin daha sonra bu dosyaları açarak görüntüleri yeniden kullandığının teknik olarak tespiti gibi halleri istisna olarak düşünmek gerekir. Aynı şekilde, müstehcen görüntülerin, internet ortamından yada başka bir yolla (örneğin başka bir şahıstan temin edilen video dosyasının flash bellek aracılığıyla bilgisayara atılması), seyretmek amacıyla indirip-yükledikten sonra silinmesi ile de suç oluşmayacaktır. Zira silinen bu verilerin ancak özel yazılımlar aracılığıyla geri getirilmesi mümkün olup yine depolama veya bulundurma kastı yoktur.
Ancak, failde önceden depolama veya bulundurma iradesinin bulunup bulunmadığı kastının ortaya çıkarılması açısından, görüntülerin temin edildikten sonra ne kadar süre tutulduğu, görüntülerin sayısı, silinen veriler için ayrı bir tasnifleme yapılıp yapılmadığı (örneğin özel isimler verilen klasörlerde tutma gibi), daha profesyonel kullanıcılar açısından, silinen verileri geri getirip tekrar tekrar kullanmak amacıyla sistemde özel bir yazılım bulundurulup bulundurulmadığı gibi hususların teknik olarak incelenip araştırılması gereklidir.\” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
04.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda suça konu kabul edilen görüntülerin depolama yerinin Phone\\WhatsApp\\Media\\WhatsApp Video olarak gösterilmesi ve sanığın söz konusu görüntülerin otomatik olarak inmiş olduğuna yönelik savunması karşısında, internet sitesinin ziyaret edilmesi sırasında otomatik olarak ilgili sistem dosyasına geçici bir şekilde kaydedilmiş olması halinde iradi olmayan bu işlem nedeniyle kural olarak suçun manevi unsuru olan depolama veya bulundurma kastının varlığı söz konusu olmayacağı gözetilerek,
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/782 sayılı adli emanetinde bulunan ve sanıktan elde edilen görüntülerin sosyal medya üzerinden gelen ve geçici bir şekilde kaydedilmiş görüntüler olup olmadığının ve görüntülerdeki kişilerin yaşlarının 18 den küçük olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.”

Bir uygulamanın veya grubun “basın ve yayın yolu” (kitle iletişim aracı) sayılıp sayılmayacağı; grubun büyüklüğü ve erişilebilirliği ile teknik özelliklerine göre belirlenmelidir. TCK 226/5 ve TCK 6/1-g maddelerindeki “elektronik kitle iletişim aracı” tanımının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi gerekliliğine dayanır:
T.C. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/33527esas, 2021/2644 Karar Sayılı, 27.01.2021 Tarihli İlamı;
“TCK’nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçu: Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, müstehcenlik suçunun basın ve yayın araçları vasıtası ile işlenmesi bu suç açısından bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. “Basın ve yayın yolu ile” kavramı TCK’nın 6/1-g maddesinde “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın ICQ isimli uygulama içerisinde yer alan (+18) isimli grupta, TCK’nın 226/3. maddesi içeriğine havi bir kısım paylaşımlar yaptığı göz önüne alındığında, ICQ isimli uygulamanın TCK’nın 6/1-g maddesi kapsamında elektronik kitle iletişim aracı olup olmadığının tespit edilmesi açısından, adı geçen uygulamanın bireysel olarak kullanılıp kullanılmadığı, web üzerinden etkileşim sağlayıp sağlamadığı, metin, ses, video veya diğer dijital materyallerin paylaşımını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, çevrimiçi yönetilebilen kullanıcı profili olup olmadığı;
programda yer alan (+18) adlı grubun kaç kişiden oluştuğu, gruptaki paylaşımların ticari amaçlı olup olmadığı, dışarıdan herhangi bir kişiyi gruba dâhil etme olanağı bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılarak bilirkişi raporu alınmasından sonra sanığın hukukî durumunun tespiti gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması.
Sanığın paylaşmış olduğu, içeriğinde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin sayısı ve niteliği gözetildiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi… BOZMAYI gerektirmiştir.”
TCK 226/5 maddesinde düzenlenen yayma suçunun “alenen” veya “kitlelere ulaşacak” nitelikte olması şartına dayanır. Sosyal medyadaki paylaşımın suç oluşturması için içeriğin sadece belirli kişilere değil, “belirsiz sayıda” kişinin erişimine açık olup olmadığı uzman bilirkişi tarafından incelenmelidir:

T.C. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/15644 Esas, 2021/9009 Karar Sayılı, 11.03.2021 Tarihli İlamı;
“İncelemeye konu olayda; konusunda uzman bilirkişilerce inceleme yaptırılarak, sanığın “v-kontakt” isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından, çocukların kullanıldığı müstehcen içerikli fotoğrafı internet ortamında, belirsiz sayıda kişinin ulaşmasına imkan verecek şekilde yayınlayıp yayınlamadığının tespit edilmesi, sonucuna göre TCK’nın 226/5. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi… BOZMAYI gerektirmiştir.”
Bir kişi yasaklı içeriği hem telefonunda saklayıp hem de internette paylaşırsa, bu iki eylemden hangisi daha ağır cezayı gerektiriyorsa (yayma eylemi gibi) o maddeden ceza verilir:
T.C. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/18202esas, 2021/7831 Karar Sayılı, 04.03.2021 Tarihli İlamı;
“İncelemeye konu olayda; Amerika Kamu Güvenliği Soruşturma Birimi Çocuk İstismarı Soruşturmaları bölümünden gönderilen ihbarda; “…” adlı facebook profil sahibinin çocuk pornosu resimlerini paylaştığının bildirilmesi üzerine, Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan soruşturmada, “…” adlı facebook profilinin “…@hotmail.com” e-posta adresine bağlı olarak oluşturulduğunun tespiti üzerine, ID nolarından IP adreslerine ulaşıldığı, devamında sanığın adresinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayar hard diskinde yapılan incelemede; “…@hotmail.com” adresine erişim yapıldığının tespit edildiği, tespit edilen ID numaralarına bu profilden erişim yapıldığının da belirlendiği,
bunun yanısıra … facebook profil sayfasında cinsel içerikli video ve fotoğrafların paylaşıldığı, yayınlandığı, ayrıca şüpheli tarafından sahte isimlerle oluşturulmuş “…@hotmail.com”, “…@hotmail.com” ve “dilera.oztaş1hotmail.com” adlı mail adreslerine ve bu adreslere tanımlı birden fazla facebook ID numaralarına da erişim yapıldığının bilgisayar incelemesinden anlaşıldığı, yapılan teknik inceleme neticesinde gerçek ve sahte isimlerle oluşturulmuş facebook isimli internet sitesinin profil sayfasında çocuk istismarı ve pornoğrafisine ait görüntülerin yayınlanıp paylaşıldığı, ayrıca bunların depolandığının kabul olunduğu olayda,
Sanığın, çocukların kullanıldığı cinsel içerikli görüntüleri depolaması eyleminin TCK’nın 226/3-son cümlesinde tanımlanan müstehcenlik suçunu oluşturduğu, bu görüntüleri suç tarihinde facebook isimli internet sitesinde yayınlaması eyleminin ise, aynı Yasa’nın 226/5. maddesinde tanımlanan müstehcenlik suçunu oluşturduğu, TCK’nın 44. maddesinde tanımlanan fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı öngören ve sanığın bu görüntüleri çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okunmasının sağlanması nedeniyle TCK’nın 226/5. maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında TCK’nın 226/3-son cümlesinde tanımlı müstehcenlik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi… BOZMAYI gerektirmiştir.”
SIKÇA SORULAN SORULAR
Sizlerin de Müstehcenlik Suçu ile ilgili bir avukata ihtiyacınız olduğunda bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Mehmet Kürşat Kılıç, 1995 Gaziantep/İslahiye doğumlu; Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur (2017). Konya Barosu’nda avukatlık stajını tamamladıktan sonra Kasım 2018’de ruhsatını almış ve Konya’da avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmalarını özellikle ceza hukuku, aile/boşanma hukuku ve idare hukuku alanlarında yoğunlaştırmakta; bu alanlarda makaleler yazmaktadır.
