İftira Suçu Yargıtay Kararları (TCK-267)
Türk Ceza Hukuku uygulamasında en çok karşılaşılan ve sınırları yargı kararlarıyla titizlikle çizilen konulardan biri de iftira suçudur. Bir kişinin anayasal şikâyet hakkını kullanması ile bir başkasına suç isnat ederek mağduriyetine yol açması arasındaki ince çizgi, Yargıtay’ın emsal kararlarıyla somutlaşmaktadır. Bu makalede, güncel Yargıtay kararları ışığında iftira suçunun unsurlarını, beraat gerekçelerini ve yargılamadaki kritik noktaları ele alacağız.
İftira Suçu Nedir? (TCK 267 Nedir?)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir.
Suçun oluşması için failin, isnat ettiği fiilin gerçekte işlenmediğini bilmesi (doğrudan kast) ve bir kişi hakkında yasal süreç başlatma amacıyla hareket etmesi gerekir.

İftira Suçu Yargıtay Kararları (Tck-267)
1. Anayasal Şikâyet Hakkının Kullanılması
Yargıtay, kişinin somut olay ve olgulara dayanarak yetkili makamlara başvurmasını, sonuçta takipsizlik veya beraat kararı verilse dahi, iftira suçu olarak kabul etmemektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2025/1003 Esas, 2025/2371 Karar Sayılı 24.03.2025 Tarihli İlamı;
“Dava dosyası kapsamına göre; sanık ve katılanların, Konya İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde emniyet mensubu olarak görev yaptıkları, sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 18.10.2016 tarihli dilekçe ve akabinde verdiği beyanlar ile katılanlar hakkında FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte yardım etmek ve örgüt lehine iş ve işlemlerde bulunmak suçlarından haksız isnatlarda bulunduğu iddiasına ilişkin olarak;
5237 sayılı Kanun’un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. İhbara konu suçtan delil bulunmadığı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat hükmü kurulması sanık açısından iftira suçunun oluşması için yeterli değildir. İftira suçunun oluşabilmesi için sanığın isnat ettiği eylemin işlenmediğini bilmesi gerekmektedir
Bu açıklamalar ışığında ve sanığın şikayet hakkını kullandığına, iftira etme amacıyla ihbarda bulunmadığına dair savunmalarına göre somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde emniyet amiri olarak görev yapan sanığa tevdi edilen bir takım görevlerin bir süre sonra bilgisi dışında geri çekilmesi, birkaç yıllık süreç içerisinde birden fazla kez görev yerinin değiştirilmesi, 2016 yılına ait görev performans değerlendirme notunun diğer yıllara nazaran düşük tayin olunması, üst dereceye terfi ettirilmemesi, hakkında disiplin cezaları uygulanması, sanığın son olarak açığa alınması üzerine, belirli olay ve olgulardan yola çıkarak Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuş olduğu ihbar dilekçesinde ve devamında alınan beyanlarında katılanlarla birlikte birçok kişi hakkında şikayetçi olması,
yapılan soruşturma sonucunda şüpheliler hakkında örgüt üyesi olduklarına ve görevlerini kötüye kullandıklarına dair yeterli delil olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve ihbarın niteliği itibari ile sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye suç isnat etmek biçiminde olmayıp 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74. maddesi ile güvence altına alınan anayasal şikayet ve ihbar hakkını kullanma niteliğinde olması nedeniyle unsurları yönünden oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş; açıklanan nedenle Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.”
2. Maddi Vakıaya Dayanan Şikâyetler
Kişinin yaşadığı somut bir olaydaki rahatsızlığını dile getirmesi, iddiaları ispatlanamasa bile iftira suçunu oluşturmayabilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2023/504 Esas, 2023/4666 Karar Sayılı 13.06.2023 Tarihli İlamı;
“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, aksi halde şikayet ve beyanların, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 74 üncü maddesinde yer alan anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kalıp iftira suçunun oluşmayacağı gözetildiğinde; olay günü telefonla konuşması üzerine karakol amiri olan katılanın kendisini uyardığı taraf ve tanık beyanlarıyla da sabit olan sanığın maddi bir vakıaya dayanan şikayeti, 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kaldığından; unsurları oluşmayan suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur….”

3. İddia ve Savunma Hakkı Kapsamındaki İsnatlar
Yargılama aşamasında sanıkların birbirini suçlar nitelikteki beyanları veya duyuma dayalı aktarımları, savunma hakkı sınırları içerisinde değerlendirilmektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/1233 Esas, 2023/1957 Karar Sayılı 04.04.2023 Tarihli İlamı;
“Ceza evinde hükümlü olan sanıkların, koğuşta yapılan arama sonucunda bulunan telefon nedeni ile ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma suçundan dolayı şüpheli sıfatı ile verdikleri ifadelerinde \” Telefonun, temyiz dışı sanık …’ye ait olduğunu, Hanifi’ye bunu asker olan müştekinin getirdiğini Hanifi’den duyduklarını\” söyleyerek ifade verdikleri, Hanifi’nin ilk ifadesinin de bu yönde olduğu ancak daha sonra başka ceza evine nakledilen Hanifi’nin yazdığı dilekçe ile
\”Sanıkların kendisini tehdit etmesi nedeni ile müştekinin adını verdiğini, aslında telefonun sanık …’a ait olduğunu\” belirttiği, müşteki hakkında ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma suçundan yapılan yargılama sonucunda ise, asker olup nizamiyede görevli olan ve talimat olmadığı sürece ceza evi binasına girmeyen müştekinin atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat kararı verildiği olayda;
Somut olayın oluş şekli, sanıkların ifadelerinde olayla ilgili bilgilerini duyuma dayalı olarak aktarmaları yine ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma suçundan kendileri de sanık olan sanıkların birbirlerini suçlar şekilde ifade vermiş olmaları ihtimali gözetildiğinde, eylemlerinin, suç işlemediğini bildiği kimseye suç isnadı biçiminde olmayıp, iddia, savunma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden yüklenen suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.“
4. Siyasi Eleştiri ve Basın Açıklamaları
Yerel gazetelerde yer alan veya siyasi kimlikle yapılan açıklamalar, kişisel bir suç isnadı içermediği sürece ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18179 Esas, 2023/479 Karar Sayılı, 14.02.2023 Tarihli İlamı;
“OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, … Başkanı olan sanığın, Gümrük ve Ticaret Bakanı N.C.’nin yaptığı açılış ziyaretinde, \”Yaylalarda bulunan … yapılaşmayı önleyeceğiz.\” sözüne karşılık yerel Giresun İleri Gazetesi’nin 25.05.2015 tarihli baskısında, \”İlk yıkıma AKP Giresun Milletvekili …’nin yaylada, orman arazisinde bulunan evi ile mi başlayacaksın.\” diyerek iftira ettiği, Giresun Yerel Gündem Gazetesi’nin 28.05.2015 tarihli baskısında ise, \”Biz … Milletvekiline yayladaki … evini sorduk. Kendisi bize … Köyü’ne ait bir tapu ve ruhsat çıkardı. Yayla ile köy ayrımını yapamayan bir kişinin şehrimizde milletvekili olması gerçekten acı bir durumdur.\” diyerek hakaret ettiği iddiasına ilişkindir.
III. GEREKÇE Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen katılan ve tanık anlatımları, sanık beyanları ile dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, yerel gazetelerdeki sanığa ait beyanatların iftira kapsamında değerlendirelemeyeceği ve siyasi eleştiri kapsamında kaldığına yönelik Mahkeme kabulü karşısında; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, beraat kararlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.”

Suç Üstlenme ile İftira Arasındaki Fark
Bazen kişiler bir başkasını suçlamak yerine, başkasının işlediği suçu kendisi işlemiş gibi gösterebilir. Bu durumda eylemin niteliği TCK 270 uyarınca “Suç Üstlenme” olabilir. Ancak üstlenilen fiil suç şahsın kendisi adına iftira suçunu oluşturmaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/1279 Esas, 2023/949 Karar Sayılı, 01.03.2023 Tarihli İlamı;
“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. 5237 sayılı Kanun’un 270 … maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için de failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilinde suç oluşturması gerektiği,
somut olayda ise; sanık …’un kendi kullanımında olan araçla alkollü vaziyette araç kullandığı tespitiyle, temyiz dışı sanık …’ın babası olan sanık …’un yargılanmasını engellemek amacıyla aracı kendisinin kullandığını söyleyerek trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçundan kendisinin alkollü olmaması nedeniyle üstlendiği fiilin kendisi yönünden suç oluşturmaması dikkate alındığında, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı, sanık …’un eyleminin ise …’ı suçluyu kayırmaya azmettirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.”

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sizlerin de değindiğimiz konu ile ilgili bir avukata ihtiyacınız olduğunda bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Mehmet Kürşat Kılıç, 1995 Gaziantep/İslahiye doğumlu; Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur (2017). Konya Barosu’nda avukatlık stajını tamamladıktan sonra Kasım 2018’de ruhsatını almış ve Konya’da avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmalarını özellikle ceza hukuku, aile/boşanma hukuku ve idare hukuku alanlarında yoğunlaştırmakta; bu alanlarda makaleler yazmaktadır.
