Boşanma Davasından Vazgeçmenin Cezası Var Mıdır ? 2026-Güncel
İnternette boşanma davası ile aranan kelime/cümleler arasında, en çok karşımıza çıkanlardan bir tanesi “boşanma davasından vazgeçmenin cezası” cümlesi oldu. Bizler de bu konuda bir içerik hazırlamaya karar verdik.
Boşanma süreci, eşler için sadece hukuki bir prosedür değil, aynı zamanda yoğun bir duygusal süreçtir. Dava açıldıktan sonra taraflar bazen evliliklerine bir şans daha tanımak isteyebilir veya çeşitli nedenlerle davayı sürdürmekten vazgeçebilirler. Bu noktada müvekkillerimizin en çok merak ettiği soru şudur:
Boşanma Davasından Vazgeçmenin Cezası Var Mıdır ?
Hukuki terminolojide bu durum genellikle “feragat” veya “davanın geri alınması” olarak karşılık bulur. Halk arasında “ceza” olarak adlandırılan durum, aslında bir hapis veya adli para cezası değil; davanın reddedilmesi, yargılama giderlerinin ödenmesi ve en önemlisi “geçmişteki kusurların affedilmiş sayılması” gibi ağır hukuki sonuçlardır.

Boşanma Davasından Vazgeçme ve Feragat Arasındaki Fark
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, davadan vazgeçmenin iki temel yolu vardır ve her ikisinin sonuçları farklıdır:
- Davadan Feragat (HMK m. 307): Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Karşı tarafın rızasına bağlı değildir. Ancak feragatin çok ağır bir sonucu vardır: Feragat edilen dava konusu olaylar “affedilmiş” sayılır. Eğer feragat ederseniz, aynı olaylara dayanarak (örneğin eski bir aldatma veya hakaret iddiası) bir daha asla dava açamazsınız.
- Davanın Geri Alınması (HMK m. 123): HMK m. 123 uyarınca davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu durumda dava hiç açılmamış sayılır. Feragatten farkı şudur; geri almada olayları affetmiş sayılmazsınız, ileride aynı nedenlerle tekrar dava açma hakkınız mahfuz kalabilir (ancak hakim takdirinde olan durumlar ve süreler göz önüne alınmalıdır).
“Hukuki Ceza”: Vazgeçmenin En Önemli Sonucu Olarak “Affetme”
Boşanma davasından feragat etmenin en kritik “cezası”, hukuki anlamda “affetme” olarak kabul edilmesidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir davadan feragat eden eş, o tarihe kadar yaşanan tüm olayları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamış sayılabilir. Bu durum, aynı olaylara dayanarak gelecekte yeni bir boşanma davası açılmasını engelleyebilir.
Boşanma davalarında Yargıtay’ın istikrar kazanmış görüşüne göre, davasından feragat eden eş, o tarihe kadar gerçekleşmiş olan tüm kusurlu davranışları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Bu durum, ileride açılacak yeni bir boşanma davasında “eski defterlerin” açılmasını engeller.
- T.C Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018 / 2442 Esas 2018 / 13476 Karar sayılı ilamı;
“davacı erkek tarafından daha önce Kağızman Aile Mahkemesinin 2011/384 esas sayılı dava dosyasıyla temyize konu boşanma davasında ileri sürülen vakıalar ile dava açtığı ancak 01.12.2011 tarihli dilekçe ile davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır. Feragatle, kadından kaynaklanan ve mahkemece kadına kusur olarak yüklenen önceki olayları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar kadına kusur olarak yüklenemez. Davalı kadının feragat tarihinden sonra boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının varlığı ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA” şeklindedir.
Bu kararda Yargıtay, feragatin “geçmişi temizlediği” ilkesini vurgulamıştır. Mahkeme takdirinde yeni bir olay (vakıa) ispatlanmadığı sürece, feragat sonrası eski nedenlerle boşanma kararı verilemeyeceği netleşmiştir. Görüleceği üzere Yargıtay, boşanma davasından feragat etmeyi affetme veya en azından hoşgörüyle karşılamak olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla bir vazgeçmenin bir cezası bulunmamaktadır ancak olumsuz etkileri olabilir.
Anlaşmalı Boşanma Davasından vazgeçmenin ise affetme/hoşgörüyle karşılamak gibi bir etkisi bulunmamaktadır.

- T.C Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020 / 548 Esas 2020 / 1743 Karar Sayılı İlamı;
“Somut olayda, davacı-davalı kadın tarafından daha önce açılan ve feragat edilen dava, münhasıran TMK’nın 166/3 maddesine dayalı olarak açıldığına göre, anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaları affedildiği anlamına gelmeyeceğinden, bu hususun gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.” şeklindedir.
Mali Sonuçlar: Mahkeme Masrafları ve Vekalet Ücreti
Boşanma davasından vazgeçmenin bir diğer somut sonucu da mali yükümlülüklerdir. HMK Madde 312 uyarınca, feragat eden taraf, davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerini ödemekle yükümlü tutulabilir.
- Vekalet Ücreti: Eğer karşı taraf kendisini bir avukatla temsil ettiriyorsa, davadan vazgeçen eş, karşı tarafın avukatına maktu vekalet ücreti ödemek zorunda kalabilir.
- Yargılama Giderleri: Yapılan tebligat masrafları, bilirkişi ücretleri ve diğer harçlar vazgeçen tarafın üzerinde kalabilir.
- Harçlar: Peşin ödenen harçların bir kısmı iade edilse de, feragat zamanına göre harç yükümlülüğü devam edebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Sonuç
Boşanma davasından vazgeçmek, sadece davanın sona ermesi değil, aynı zamanda geçmişin üzerine bir sünger çekilmesi anlamına gelir. Bu kararı vermeden önce, feragatin “affetme” niteliği taşıdığını ve ileride doğabilecek hak kayıplarını göz önünde bulundurmak gerekir. Hak kaybı yaşamamak adına bir aile hukuku uzmanından destek alınması mahkeme takdirinde sürecin en sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.
Yukarıda boşanma davasından vazgeçmenin cezası durumundan sizlere kısaca bahsetmeye çalıştık. Ancak yeniden önemle belirtmeliyiz her dava kendi durumuna göre değerlendirilir, her karar dosyadaki durumlara, delillere, ispatlanmış iddialara göre değişmektedir. Bu nedenle sizin de boşanma konusunda bir boşanma avukatı ile çalışmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.
Av. Mehmet Kürşat Kılıç, 1995 Gaziantep/İslahiye doğumlu; Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur (2017). Konya Barosu’nda avukatlık stajını tamamladıktan sonra Kasım 2018’de ruhsatını almış ve Konya’da avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmalarını özellikle ceza hukuku, aile/boşanma hukuku ve idare hukuku alanlarında yoğunlaştırmakta; bu alanlarda makaleler yazmaktadır.
