Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması – Tck 245/1 Beraat Kararları
Bu yazımızda; kanun maddesi ve maddenin gerekçesi ışığında, Türk Ceza Kanunu’nun 245. Maddesinin 1. Fıkrasında anılan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu hakkında bilgilerimizi paylaşacak, akabinde ise beraat Yargıtay kararlarını ilginize sunacağız.
Anılan maddenin birinci fıkrasında;
“Başkasına ait banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.”
Kanun koyucu Türk Ceza Kanunu’nda bu suça yer vererek; bankaların ve kart sahiplerinin zarar uğratılmasını engellemek istemiştir. Nitekim bu durum karşısında failin de cezalandırılması öngörülmüştür.
TCK 245 1 Beraat Kararları
TCK 245 1 maddesinden de anlaşıldığı üzere suçun oluşabilmesi için başkasına ait banka veya kredi kartının herhangi bir şekilde ele geçirilmesi veya (rıza ile verilmiş olsa dahi elde bulundurulması ) gerekmektedir. Burada “ele geçirme” veya “elde bulundurma” deyiminden kartın fiziken failin elinde olması anlamı çıkarılmamalıdır. Nitekim fail kartı fiziken elinde bulundurmaksızın yalnızca karta ait bilgileri kullanarak, hukuka aykırı bir menfaat elde etmişse yine bu suç oluşabilecektir.
Tam bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise; failin kartı usule uygun veya hukuka aykırı ele geçirmesi önemli değildir. Kart failin eline usule uygun ve suç nedeniyle zarar gören kişinin kendi rızası ile geçmiş olsa dahi, TCK 245. Maddeye göre bu suç oluşacaktır. Kanun koyucu burada kartın failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi halinde doğacak tereddütleri gidermek istemiştir.
Suçun oluşması için failin kendisine fayda sağlaması şart değildir. Bu suç neticesinden bir başkası fayda sağlamışsa yine de suç oluşacaktır. Failin eylemleri neticesinde edinilmiş bir menfaat yoksa suçun teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmek gerekir.
Bunun yanında suçta öngörülmüş bir takım şahsi cezasızlık halleri de mevcuttur. Kanunun 245. Maddesinin 4. Fıkrası gereğince suçun eşlerden birinin diğeri zararına işlemesi halinde faile ceza verilmeyecektir. Aynı şekilde üstsoy altsoy ve bu derece kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen ve evlatlığın zararına işlenmesi halinde de bu suç nedeniyle veya aynı evde yaşayan kardeşler arasında işlenmesi halinde faile bu suç nedeniyle ceza verilemeyecektir.
İşbu suç nedeniyle doğan zararın karşılanması halinde fail hakkında etkin pişmanlık hükümleri (TCK 168/1-2) uygulanabilecektir. Ancak etkin pişmanlık indirimi zararın yargılamanın hangi aşamasında karşılandığına göre değişkenlik gösterecektir.
Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunda yetki; haksız menfaat sağlanan yer veya mağdurun yerleşim yeri mahkemesindedir. Söz konusu suç nedeniyle yapılacak kovuşturma ise, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince suçun işlendiği yer Asliye ceza Mahkemelerinde yapılacaktır.
Kısa kanun bilgilendirmesinin ardından, emsal içtihatları ilginize sunuyoruz. Sizler de resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili problemlerinizde bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
TCK 245/1 Örnek Beraat Kararları ( Yargıtay 8. Ceza Dairesi )
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2014/28787 Esas, 2015/18836 Karar Sayılı 11.06.2015 Tarihli İlamı;
“Sanık hakkında kredi kartının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Sanığın, sahte nüfus cüzdanıyla bankaya kredi kartı almak için başvurduğu sırada henüz herhangi bir sözleşme imzalamadan gerçek kimlik sahibi olmadığının banka kayıtlarındaki bilgiler ile karşılaştırılması sonucu farkedilmesi üzerine bankadan başka bir işlem yapmadan ayrıldığı anlaşılmakla, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi.…
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 11.06.2015 gününde kredi kartının kötüye kullanılması suçundan oyçokluğu, resmi belgede sahtecilik suçundan oybirliğiyle karar verildi.”
Suçun oluşması için aranan şartlardan biri yarar sağlama hususudur. Nitekim fail kendisi veya bir başkası adına yarar sağlamadıysa veya sağlayamadıysa suçun oluştuğundan bahsedebilmek mümkün değildir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/5303 Esas, 2016/8057 Karar Sayılı, 16.06.2016 Tarihli İlamı;
“Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun oluşması için, başkasına ait bir banka veya kredi kartının veya kart bilgilerinin her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması ve sahibinin rızası olmaksızın kullanılarak çıkar sağlanması gerekmektedir. Somut olayda; şikayetçi kendine ait kredi kartını ATM cihazına yerleştirmiş ve şifresini kendisi girmiş, sanık el çabukluğu ile şikayetçiye farkettirmeden hesabından 3.000,00 TL para çekmiştir. Şikayetçiye ait kredi kartını ele geçirmeyen ve elinde bulundurmayan sanığın eyleminde TCK.nun 245/1. maddesinde yazılı suçun yasal unsurları oluşmayıp, karttan işlem yaptığı sırada farkettirmeden 3.000,00 TL para çekme işlemini yapan ve daha sonra parayı alan sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gereğince TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi” şeklindedir.
Görüldüğü üzere Yargıtay’ın görüşü; kartı elinde bulundurmayan sanığın eyleminin kredi ve banka kartlarının kötüye kullanılması suçuna vücut vermeyeceği yönündedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/8673 Esas, 2017/319 Karar Sayılı 16.01.2017 Tarihli İlamı;
“Dosyadaki delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanıklar hakkında katılan U. Ö.’ın kredi kartını rızası dışında kullanarak kendilerine haksız menfaat sağladıkları iddiasıyla kamu davası açılmış ise de katılanın kredi kartının kullanımıyla ilgili çıkan slipleri kendisinin imzalaması, kredi kartını kullandığında olayı gören tanıkların yeminli ifadeleri, sanıkların aksi ispatlanamayan savunmalarına göre sanıkların atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerini gerektirecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği, yargılama seyri, olayın meydana geliş şekli, yeminli tanık anlatımları, savunmaya ilişkin dosyaya ibraz edilip mahkememizce incelenen ve bilirkişiye rapor halinde dökümü yaptırılan görüntü içerikleri ve tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış sanıkların beraati yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur… BERAATİ YÖNÜNDE HÜKÜM KURULMUŞ OLMASI İSABETLİDİR”

Her suçta olduğu gibi kredi veya banka kartlarının kötüye kullanılması suçunda da “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gündeme gelmektedir.
Eğer failin üzerine atılı suçu kasten işlediği yönünde mahkemece mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin kanıya varılamamışsa sanığın cezalandırılması hukuka aykırı olacaktır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/11160 Esas Sayılı, 2023/110 Karar Sayılı, 18.01.2023 Tarihli İlamı;
“Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde kahvehanede oturan sanığın, yan masada bulunan mağdurun çantasını masaya bırakarak lavaboya gitmesi üzerine, bunu fırsat bilerek çanta içerisinde bulunan, mağdurun … Bankasından almış olduğu (…)(…)(…)(9596) No.lu kredi kartını aldığı, daha öncesinde mağdurun yanında çalışma ve iş yeri için harcamalar yapması nedeni ile şifresini bildiği bu karttan ertesi … saat 13:03:11’de, … Bankası … … Mahallesi ATM’sinden 500,00 TL, 13:06:51’de aynı bankaya ait Çiftliki-4 ATM’sinden 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL nakit avans çektiği olayda, 3.b. Sanığın, bina olduğu konusunda tereddüt bulunamayan kahvehane içinde muhafaza altına alınmış bulunan mağdurun çantası içerisindeki kredi kartı hakkında hırsızlık suçunu işlemekten ibaret eyleminin, Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 141 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 3.c. Sanığın, aynı … 3 dakikalık çok kısa zaman aralıklarıyla iki kere ATM’den nakit çekme şeklinde gerçekleşen eyleminde “değişik zamanlarda” … oluşmamasına rağmen, sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan dolayı cezalandırma yapılırken zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur”
Söz konusu Yargıtay kararında zincirleme suç hükümleri ele alınmıştır. Failin farklı zaman diliminde birden fazla hareketle bir suç işleme kararının icrası halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelecektir. Ancak burada farklı zaman dilimi şartı oluşmamış olup fail hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/16341esas, 2023/4191 Karar Sayılı, 06.06.2023 Tarihli İlamı;
“Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, kredi kullandıran bankaların dosya masrafı adı altında yaptığı kesintilerin iadesi konusunda yardımcı olacağından bahisle katılanı arayarak kredi kart bilgilerini temin eden sanığın, katılan bilgisi ve rızası dışında kredi kartı ile harcama yaptığı iddia edilen olayda, sanığın danışmanlık hizmeti verdiği savunmasına ilişkin dosyaya sunduğu katılanın isim ve imzasını içeren, katılanın da doğruladığı … Grup Danışmanlık Sözleşmesi örneği, katılanın dosya masrafı başvurusuna ilişkin talebin olumsuz sonuçlandığına dair 08.10.2014 tarihli … A.Ş. yazı cevabını içeren belge içeriği, katılanın yargılama aşamasındaki beyanlarının sanığın aşamalardaki savunmasının desteklemesi karşısında; sanığın banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği hususunda savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığı anlaşıldığından katılan vekilinin yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile beraat kararı verildiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.”
TCK 245/1 Örnek Beraat Kararları ( Yargıtay 15. Ceza Dairesi )

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2019/5180 Esas , 2019/8274 Karar Sayılı, 12.09.2019 Tarihli İlamı;
“Sanık …’ün banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün incelenmesinde;
Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediği, müşterisi ve kendisine borcu olan sanık …’in kartı getirerek, müşterisine ait olduğunu belirtip kullanabileceğini söylemesi üzerine kartı kullandığını beyan ettiği ve sanık …’un işyerinde yaptığı alışveriş sırasında slibi imzalayıp nüfus cüzdanı fotokopisinin bir örneğini verdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği anlaşılmakla; atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” Şeklindedir.
Yargıtay söz konusu kararında hem suçun manevi unsuruna hemde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine atıfta bulunmuştur. Söz konusu Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere; suçun manevi unsuru doğudan kast olup olası kastla ve taksirle işlenemeyecektir. Her suçta olduğu gibi kredi veya banka kartlarının kötüye kullanılması suçunda da “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gündeme gelmektedir. Eğer failin üzerine atılı suçu kasten işlediği yönünde mahkemece mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin kanıya varılamamışsa sanığın cezalandırılması hukuka aykırı olacaktır.
Yukarıda detaylı bir biçimde açıklandığı üzere failin kredi veya banka kartını ele geçirmesi ve elinde bulundurması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay kararlarıda bu yönde olup kartı elinde bulundurmayan fail hakkında TCK 245/1 gereğince ceza verilmesi hukuka aykırı olacaktır.
TCK 245 1 Beraat Kararları ile ilgili Sıkça Sorulan Sorular
Tck 245/1 beraat kararları ile ilgili bir çok soru ve cevap bulunmaktadır. Bizler bir kaç soruyu detaylıca ele almaya çalıştık, fakat aklınıza farklı görüş, soru ya da öneri gelirse avukatımız ile iletişime geçiniz.
TCK 245 1 Yargıtay Görüşü
Görüldüğü üzere Yargıtay’ın görüşü; kartı elinde bulundurmayan sanığın eyleminin kredi ve banka kartlarının kötüye kullanılması suçuna vücut vermeyeceği yönündedir.
Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması sonucunda oluşan suç ile ilgili de yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.
Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu beraat Yargıtay kararlarını sizlere sunmaya çalıştık. Görüleceği üzere Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu nedeniyle girilen yargılama süreci önemli detayları içinde barındırmaktadır. Bu detayların kaçırılması halinde suç şüphesi altındaki kişi için adaletsiz sonuçlar doğabilir.
Sizlerin de Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçu ile ilgili bir avukata ihtiyacınız olduğunda bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar:
https://rayp.adalet.gov.tr/
Av. Mehmet Kürşat Kılıç, 1995 Gaziantep/İslahiye doğumlu; Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur (2017). Konya Barosu’nda avukatlık stajını tamamladıktan sonra Kasım 2018’de ruhsatını almış ve Konya’da avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmalarını özellikle ceza hukuku, aile/boşanma hukuku ve idare hukuku alanlarında yoğunlaştırmakta; bu alanlarda makaleler yazmaktadır.
