müstehcenlik-sucu-savunma-dilekcesi

Müstehcenlik Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 226): Dijital Çağda Hak Arama Rehberi

mustehcenlik-sucu-savunma

Müstehcenlik Suçu Savunma Dilekçesi

Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde hayat bulan müstehcenlik suçu, hukuk sistemimizin dijital dönüşümle en sert sınavı verdiği alanların başında gelmektedir. Modern ceza hukuku doktrininde “toplumun genel ahlakı” ve “çocuğun yüksek yararı” gibi kavramları koruma altına almayı amaçlayan bu suç tipi, internetin anonim yapısı ve siber güvenlik açıklarını barındırması nedeniyle, çoğu zaman masum bireylerin kendilerini bir ceza yargılamasının içerisinde bulmasına sebebiyet vermektedir. Bir içeriğin müstehcen olup olmadığına dair sübjektif değerlendirmeler, suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi (TCK 226/5) gibi ağırlaştırıcı nedenlerle birleştiğinde, savunma makamının omuzlarındaki yük daha da ağırlaşmaktadır.

Siber Mağduriyet: Hesabım Çalındı, Suçlu Ben miyim?

mustehcenlik

Günümüzde “sosyal mühendislik” ve “phishing” (olta avcılığı) yöntemleriyle bir sosyal medya hesabının ele geçirilmesi saniyeler sürmektedir. Kötü niyetli üçüncü kişilerin, ele geçirdikleri hesaplar üzerinden müstehcen içerik paylaşması, hesabı asıl sahibinden kopararak suç mahalli haline getirmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Ceza hukukunun en temel direği olan “kusursuz ceza olmaz” ilkesi gereği, fail ile fiil arasında manevi bir bağ bulunmadığı sürece cezalandırma yoluna gidilemez. Ancak, yargılama makamlarını bu durumun bir “hacking” vakası olduğuna ikna etmek; yalnızca beyanla değil, adli bilişim teknikleriyle (IP çakışmaları, giriş yapılan cihazların MAC adresleri, NAT kayıtları ve VPN kullanımı gibi) desteklenmiş profesyonel bir savunma stratejisi gerektirir.

İspat Külfeti ve Dijital Delillerin Analizi

Müstehcenlik suçu dosyalarında genellikle “IP adresi sanığa ait” tespiti, tek başına mahkumiyet için yeterli görülme eğilimindedir. Oysa Yargıtay’ın güncel ve yerleşik içtihatları, IP adresinin bir karine teşkil edebileceğini ancak “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, bu adresin başkaları tarafından kullanılma ihtimalinin (açık Wi-Fi, modem şifresinin kırılması, zararlı yazılımlar) mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu makalede yer alan müstehcenlik suçu savunma dilekçesi, bu teknik detayların hukuk diliyle nasıl harmanlanması gerektiğine dair bir yol haritası sunmaktadır.

Müstehcenlik Suçu Savunma Dilekçesi – TCK 226 Savunma Dilekçesi

mustehcenlik-sucu-savunma-dilekcesi

KONYA (   ) ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO                        : 202../…… E.

SANIK                                 : AD SOYAD (T.C.: ………….)

                              Adres

MÜDAFİİ                           :Av. Mehmet Kürşat KILIÇ

                              Akabe Mah. Şehit Furkan Doğan Sok. Adalet Plaza C Blok No:13/102 Karatay/KONYA

KONU                                 : Mütalaaya karşı savunmalarımızın ve taleplerimizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR                 :

Yukarıda esas numarası yazılı dosyada müvekkil hakkında TCK 226/2-3-5. cümle uyarınca müstehcenlik suçundan cezalandırılması talep edilmişse de, mütalaa hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, suça konu paylaşımların müvekkil tarafından yapılmadığı; sosyal medya ve e-posta/Google hesaplarının kötü niyetli kişilerce ele geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mütalaa hukuka aykırı olup müvekkil hakkında beraat kararı verilmelidir. Şöyle ki;

MÜVEKKİLİN HESABININ BAŞKALARI TARAFINDAN ELE GEÇİRİLDİĞİ DOSYA KAPSAMINA ALINMIŞ TÜM DELİLLER İLE SABİTTİR. DOLAYISIYLA SUÇA KONU PAYLAŞIMLARI MÜVEKKİL YAPMAMIŞTIR.

               (BU KISMA HESABIN NASIL ÇALINDIĞIYLA İLGİLİ DETAYLARI YAZABİLİRSİNİZ)

               Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz üzere müvekkilin e-posta adresi kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilmiş olup, bahsi geçen mail adresleri müvekkilin kullanımında dahi değildir. Hal böyle iken müvekkilin kullanımında dahi olmayan bir hesapta başkaları tarafından yapılan paylaşım nedeniyle müvekkilin sorumlu tutulması hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olacaktır.

MÜVEKKİL OLAYDAN KISA BİR SÜRE SONRA HESABI ÇALINDIĞI İÇİN ŞİKAYETÇİ OLMUŞ VE   YENİDEN ……………..VE FACEBOOK HESABI AÇMIŞTIR

Ekte ekran görüntülerini sunduğumuz üzere (Ek- Müvekkilin şikayetçi olduğu müşteki ifade tutanağı/cimer yazısı/savcılık dosyası ) müvekkil olaydan kısa bir süre sonra yeni ……………..ve facebook hesapları açmıştır. Yalnızca bu ekran görüntüleri bile müvekkili suçsuzluğunu ispata yeterlidir.

SUÇA KONU ……………..HESABI MÜVEKKİLİN ŞAHSİ HESABI OLUP, MÜVEKKİLİN BU HESAP ÜZERİNDEN ÇOCUKLARA AİT MÜSTEHCEN GÖRÜNTÜ PAYLAŞABİLMESİ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI KALACAKTIR.

               Suça konu ……………..hesabı üzerinde yapılan tüm araştırmalar ve dosyada mevcut tüm delillerden de anlaşılacağı üzere, işbu ……………..hesabı müvekkilin kişisel hesabıdır. Bu hesaptaki tüm takip edilenler ve takipçiler müvekkilin aile büyükleri dahil olmak üzere yakın akrabaları, arkadaşları ve yakın çevresindeki diğer insanlardır.

               Dolaysısıyla müvekkilin üzerine atılı suçu kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için kabul edilebilir olduğu düşünülse dahi, müvekkilin bu görüntüleri kişisel hesabından   paylaşmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil bu görüntüleri aile büyüklerinin de görebileceği bir hesaptan paylaşması imkansızdır. Dolayısıyla bu görüntüleri paylaşan kişinin müvekkil olmadığı açıktır ve müvekkilin beraatine karar verilmelidir.

               Nitekim müvekkilin yakın çevresinden tanıklar, hesaplara yetkisiz erişim gerçekleştiğini, müvekkilin olay anında başka bir yerde bulunduğunu ve hesapların kendisine ait iradesi dışında kullanıldığını beyan etmişlerdir. Buna rağmen, müvekkilin paylaşımları bizzat yaptığına ilişkin doğrudan, kesin ve şüpheden uzak bir delil bulunmamaktadır.

MÜVEKKİLE AİT TÜM TELEFONLAR İNCELENMİŞ ANCAK SUÇA KONU HERHANGİ BİR VİDEOYA RASTLANMAMIŞTIR.

               Müvekkil geçirmiş olduğu soruştuma sırasında telefonunu kendi rızası ile teslim etmiştir. Müvekkilin telefonuna el konularak, telefon incelemesi yapılmıştır. Neticeten müvekkilin telefonundaki  silinmemiş veriler, silinmemiş verilerin gizli sistem dosyaları ve cihazdan silinen tüm veriler incelenmiştir. Ancak yapılan incelemede de herhangi bir müstehcen veriye rastlanılmamıştır.

               Müstehcen videoları depoladığı iddia edilen müvekkilin telefonunda tek bir müstehcen veriye rastlanılmaması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Nitekim müvekkilin bu videoları depolayabilmesi için öncelikle telefonuna kaydetmesi gerekmektedir. Müvekkil işbu paylaşımları telefonuna indirmeden nasıl yapacaktır ? veya çocuk pornosu izleyen birisi hatta şahsi hesabında paylaşacak kadar ileri gidecek birisinin, telefonunda bir tane dahi çocuk pornosuna dair veri olmaması mümkün değildir.   Ancak müvekkilin telefonunda silinmiş ve hali hazırda bulunan tek bir müstehcen video veya veriye erişilememiştir.

               Kaldı ki; tüm bunların yanında müvekkilin telefonunda mevzu bahis mail adresine dair de her hangi bir veriye de rastlanılamamıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere; müvekkil bu mail adresleri ile herhangi bir işlem yapmamış hatta bu mail adresine giriş dahi yapmamıştır. Dolayısıyla dosyada bulunan rapor da müvekkilin suçsuzluğunu ispatlamaktadır. Müvekkilin beraatine karar verilmelidir.

tck-226-3-2-savunma-dilekcesi

EMSAL İÇTİHATLARA GÖRE PAYLAŞIMIN SANIK TARAFINDAN YAPILIP YAPILMADIĞININ TEREDDÜTE YER VERMEYECEK ŞEKİLDE TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

               Yukarıda da izah edildiği üzere müvekkil bu hesapları bir süre oyunlara üye olmak için kullanmış sonrasında ise mail adreslerinin varlığını dahi unutmuştur. Kötü niyetli kişilerce bu hesaplar ele geçirilmiş ve müvekkile ait bu hesaplar üzerinden müstehcen bir takım videolar depolanmıştır. Yapılan bu işlemlerin müvekkil tarafından yapıldığına dair kesin bir delil de mevcut değildir. Dolayısıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraati gerekmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2023/2350 Esas, 2025/2684 Karar Sayılı 12.03.2025 Tarihli İlamı;

Dosya kapsamına göre; ********** sayılı ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) raporunda **.02.**** günü \” …\” isimli, \”…@gmail.com\” isimli e-posta hesabı bulunan, \”…\” kullanıcı isimli, … Id numaralı, … numaralı hatta tanımlı instagram hesabından 88.**.**.** uzantılı IP adresli bilgisayardan çocuklara ait müstehcen görüntüler paylaşıldığın ihbar edilmesine konu olayda; sanığın suça konu paylaşımı kendisinin yapmadığına dair beyanı karşısında, usulüne uygun alınarak arama ve el koyma kararına istinaden arama yapılarak sanığa ait dijital materyalle üzerinde alanına uzman bilirkişi incelesi yaptırılarak sanığa ait dijital materyaller üzerinde suça konu paylaşılan görüntüye dair teknik veri olup olmadığı araştırılarak, paylaşımın sanık tarafından yapılıp yapılmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,”

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin 2025/2136 Esas, 2025/2798 Karar Sayılı 17.11.2025 Tarihli İlamı;

Tüm dosya kapsamına göre; Dairemizce de benimsenen Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.03.2025 tarih 2023/2350 Esas 2025/2684 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) ………… numaralı CyberTipline raporunun yapılan incelenmesinde, instagram isimli sosyal medya paylaşım sitesinde suç tarihinde, 05***** *** ** ** nolu cep telefonu ve ***********@hotmail.com isimli e posta adresine bağlı “******” kullanıcı adı:*********** isimli hesap üzerinden ** adet müstehcen nitelikte çocuk videosu yüklendiğinin paylaşıldığın ihbar edilmesine konu olayda; sanığın suça konu paylaşımı kendisinin yapmadığına dair aşamalardaki savunmaları ve sanığa ait dijital materyallerinin incelenmesinde suça konu görüntülerin tespit edilememesi karşısında, paylaşımın sanık tarafından yapıldığı kesin olarak belirlenemediğinden sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

               Hukuka aykırı ve istinaf itirazları bu yönüyle yerinde görülmüş, olayın daha ziyade aydınlatılmasını gerektirecek ve toplanacak bir delil bulunmaması, açılacak duruşmada delil takdirini gerektirecek bir durumun olmaması, tespit edilen aykırılığın CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğu, duruşma açılmadan beraat kararı verilebileceğine yönelik Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarih 2020/14-248 esas, 2022/359 sayılı kararı da gözetilerek  hüküm tamamen kaldırılarak yerine:

               Sanığın üzerine atılı müstehcenlik suçunu işlediği sabit olmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatına,

               Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, ibareleri yazılmak suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, … kesinleşeceğinin ihtarıyla **/***/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

HER NE KADAR IP ADRESİ MÜVEKKİLE AİT ÇIKSA DA, SADECE BUNA DAYANILARAK MÜVEKKİLİN MAHKUMİYETİNE KARAR VERİLMESİ HUKUKA AYKIRI OLACAKTIR.

               Yapılan incelemeler neticesinde paylaşılan görüntülerin IP adreslerinin müvekkile ait olduğu tespit edilmiş ve  buna dayanılarak savcılık makamınca müvekkilin cezalandırılması istenmiştir. Ancak bu durum hukuka aykırıdır. Bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu tarafından IP adresinin belirtilen tarihlerde NAT yöntemi ile internet ortamından çıkış yaptığı tespit edilmiştir.

               NAT yöntemi gereği bir IP adresinin, aynı anda onlarca farklı abone tarafından kullanılabilmesi söz konusu olabilmektedir. Port bilgisi de bulunmamaktadır.  Dolayısıyla her ne kadar IP adresi müvekkile ait çıkmış olsa da bu adresi bir başkasının kullanmadığına dair kesin ve şüpheden uzak delil bulunmamaktadır.  Müvekkil hakkında sadece IP adresine dayanılarak hüküm kuruması hukuka aykırı olacaktır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2021/10836 Esas, 2023/5219 Karar sayılı, 5.10.2023 Tarihli ilamı;

” işlemi gerçekleştiren şüpheli ya da şüpheliler kendi … IP’sini gizler, Proxy sistemlerine ait IP adresleri kullanırlar bu işlem neticesinde başka bir şahsa ait IP adresi tespit edilir ama bu işlemi o kişi yapmamıştır. İkincisi ise IP’si tespit edilen bilgisayara virüs ya da trojan türevi verilerin yerleştirilmesi sonucunda bilgisayar bu virüsler aracılığıyla uzaktan yetkisiz erişim yöntemi kullanılır. Yani kişinin evinde ya da iş yerinde kullandığı bilgisayara uzaktan IP’si tespit edilen kişilerin bilgisi dışında bağlanır ve internet üzerinden işlemleri gerçekleştirir. Dosyada tespit edilen IP numarası kullanılarak işlemler yapılır ama bu işlemi de IP’si tespit edilen şahıslar yapmamıştır.

Bu işlemlerin tam olarak tespiti içinse kişilerin kullandığı bilgisayarlar ve internet erişiminde kullandıkları modemler üzerinde suç tespit edilmesine binaen derhal adli bilişim incelemesi yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde üzerinden zaman geçmesi halinde tespiti mümkün değildir. Kısacası internet üzerinden yapılan her türlü bağlantılara ait işlem ile ilgili olarak tespit edilen IP adreslerinin kesinliği garanti değildir. Kötü amaçlı kişilerin bilgilerine paralel olarak bilgisi ve rızası olmayan kişilere air IP adreesi kullanılarak bu tür işlemler internet üzerinden gerçekleştirilebilir.” da şeklindedir.

Yine Yargıtay  8. Ceza Dairesi’nin  2021/3111  E.  2023/7440  K. Sy ilamı : “Her ne kadar sanıklara ait IP kayıtlarının katılana ait siteye giriş yaptığı belirtilmiş ise de; bağlantı yapılan tarihlerin suç tarihinden önce sırasıyla 29.12.2013, 02.01.2014, 05.01.2014, 29.01.2014 ve 01.02.2014 tarihleri olduğu, sanıkların savunmalarında fiziki olarak bilgisayar kullanmamaları nedeniyle katılan sitenin hacklenmesiyle bir irtibatlarının bulunmadıklarını beyan ederek suçlamayı kabul etmemeleri, kovuşturma aşamasında düzenlenen 05.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda; sanıklara ait bilgisayarlara üst düzey bilgiye sahip 3. kişilerce trojan-truva atı benzeri zararlı yazılımlar kullanılarak sanıkların bilgisi ve rızası dışında müdahalede bulunulmuş olunabileceğine dair kanaatin varlığı,

sanıklara ait bildirilen IP numarasının bağlı bulunduğu internet hattında ne özellikte modem kullanıldığı, şifreli olup olmadığı, modemden başka kullanıcıların internete bağlanılıp bağlanılmadığının belirlenmesi açısından ilgili internet sağlayıcısından bilgi istenmediği ve sanıklara ait bilgisayarlar getirtilip uzman bilirkişi tarafından LOG kayıtları incelenmediği gibi suç tarihinden bu zamana kadar geçen zaman diliminde bu delil araştırmasının sonuca etkili olmayacağının değerlendirilmesi karşısında; dosya içerisinde sanıkların atılı suçu işlediklerine dair savunmalarının aksine somut ve kesin bir delil bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen beraat kararlarında hukuka aykırılık görülmemiş ve katılan vekilinin temyiz itirazları reddedilmiştir.” şeklindedir.

               Her ne kadar IP adresi müvekkil ile ilişkilendirilmiş olsa da, tek başına IP kaydı mahkumiyet için yeterli değildir. Özellikle NAT yöntemi nedeniyle aynı IP’nin birden fazla kullanıcı tarafından paylaşılabilmesi mümkündür. Modem, port, bağlantı zamanı, erişim logları ve ilgili diğer teknik verilerle desteklenmeyen IP tespitinin kesin sonuç doğurmayacağı yerleşik içtihatlarla da kabul edilmektedir.

               Bu kapsamda, hesaplara ve paylaşımlara ilişkin teknik incelemenin tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılması gerekirken, mevcut deliller müvekkilin suçu işlediğini değil, aksine hesaplarının yetkisiz kişilerce kullanıldığını göstermektedir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmelidir.

MÜVEKKİLİN ÜZERİNE ATILI HİÇBİR SUÇU KABUL ETMEMEKLE BİRLİKTE, BİR AN İÇİN KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞU DÜŞÜNÜLSE DAHİ; MÜVEKKİLİN TCK 226/5 MADDESİ UYARINCA CEZALANDIRILMASI HUKUKA AYKIRIDIR.

               İddia makamının mütalaasında 226/5. Maddeden ceza istenmesi yerinde değildir. Hiçbir şekilde suçu kabul etmemekle birlikte, müvekkil hakkında 226/5. Maddeden ceza verilemez. Çünkü söz konusu videoların paylaşıldığı hesap müvekkilin herkese açık olmayan, yalnızca eş-dost-akrabalarının bulunduğu şahsi hesabıdır. Yani sınırlı kişi vardır.

TCK 226/5. Maddesi; “üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmünü haizdir. “

               Madde metninde geçen basın ve yayın yolu ile yayma suçunun oluşabilmesi için bu görüntü ve iletilere belirsiz sayıda kişinin erişim  sağlayabilmesi gerekmektedir. Bu görüntü ve iletilerin yalnızca belirli kişiler tarafından görüntülenmesi halinde basın ve yayın yolu ile yayma suçu oluşmayacaktır. Bu nedenle anılan maddenin unsurları oluşmamıştır.

Yargıtay 4.  Ceza Dairesi’nin 2020/15644 Esas, 2021/9009 Karar Sayılı, 11.03.2021 Tarihli İlamı,

“Müstehcen ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayma suçunda, yayma eylemi internet vasıtasıyla gerçekleşmiş ise, bu içeriğe belirsiz sayıda kişinin ulaşma imkanının bulunması gerekmektedir. Ürünün yalnızca belirli bazı kişilere ulaştırılması veya internetin bireysel bir iletişimi gerçekleştirilmek amacıyla kullanılması hallerinde TCK’nın 226/5. Maddesindeki suçun unsuru gerçekleşmeyecektir.”

Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2018/6584 Esas, 2018/14639 Karar Sayılı, 08.11.2018 Tarihli İlamı;

“İddianameye konu resimlerin halka açık olarak paylaşıldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi’nin (NCMEC) raporlarında bu hususun belirtilmediği, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi için gereken “paylaşımın içeriğine belirsiz kişilerin erişmesi” koşulunun sağlanmadığı ve bu nedenle TCK’nın 226/5 maddesi koşullarının oluşmadığı…”

               Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da; paylaşımın sanık tarafından yapıldığının kesin belirlenememesi, dijital materyallerde suça konu veriye rastlanmaması ve içeriğe belirsiz sayıda kişinin erişim imkânı bulunmaması halinde beraat gerektiği vurgulanmaktadır. Dosyamızdaki durum da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

                Tüm bu nedenlerle müvekkilin üzerine atılı suçlardan beraati gerekmektedir. Ancak mahkemeniz aksi kanaatte olacaksa bile müvekkilin TCK 226/5. Maddesi uyarınca beraati  gerekmektedir.   Müvekkil sabıkası bulunmamaktadır. Daha önce hiçbir suç kaydı yoktur. Duruşmada da  olumlu tavırları düşünüldüğünde, hiçbir suçu kabul etmemekle birlikte, müvekkil hakkında HAGB, TCK 62. Madde dahil lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasını bilvekale talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER        : TCK, CMK ve ilgili sair mevzuat.

mustehcenlik-dilekce

NETİCE VE TALEP            :   Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  • Müvekkil hakkında öncelikle üzerine atılı suçlaran BERAAT kararı verilmesini,
  • Mahkemeniz aksi kanaatte ise TCK m. 226/5 yönünden beraate hükmedilmesini,
  • Müvekkil lehine olan HAGB, Erteleme, TCK m. 62 ve sair tüm lehe hükümlerin uygulanmasını, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasını vekâleten talep ederiz. ../../2026

Sanık Müdafii

Av. Mehmet Kürşat KILIÇ

Önemli Bilgilendirme: Bu sayfada paylaşılan bilgiler ve dilekçe taslağı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her hukuki uyuşmazlık kendine özgü şartlar taşır. Hak kaybına uğramamanız için bir avukattan profesyonel yardım almanız önerilir. Süreçle ilgili nihai karar tamamen mahkeme takdirindedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Müstehcenlik suçu savunma dilekçesini sizlere sunduk. Sizlerin de müstehcenlik suçu ile ilgili bir avukata ihtiyacınız olduğunda bizlerle iletişime geçebilirsiniz.

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir